top of page

Guatemala'ya yalnız seyahat ( 1.kısım)

Kasım 2025'teyiz. İş yerim beni konuşmacı olarak Guatemala'nın başkenti Guatemala City'ye gönderiyor. Konferans üç gün. Onca yol gideceğim üç gün kalıp dönmek olmaz. Konferans bitişine bir hafta ekliyorum. Henüz bir planım yok, ama yaparım. Dünya Latin Amerika'yı tek başına dolaşan kadın gezgin dolu; ya da bana öyle geliyor. Tarih yaklaştıkça birkaç Youtube kanalı ekliyorum listeye. Seyahat öncesi uzun uzun araştırıp saat saat plan yapmayı sevmiyorum. Avrupa'da sorun olmuyor bu durum. Her yerde internet var. Yolda plan yapmak, o plandan sapmak, o an karar verip şehir değiştirmek bile mümkün. Ama Guatemala'da bu kadar başına buyruk olamayacağımı anlıyorum. Özellikle şehir merkezinde kırmızı bölgeler var, tek başına gitmen, akşam saatlerinde yalnız yürüyüşe çıkman önerilmiyor. Bir miktar planlama gerekecek yine de.


Guatemala Latin Amerika'da otuz altı yıl ile en uzun iç savaş yaşamış bölge. Daha 1996'da bitmiş iç savaş. İzleri hala devam ediyor. Başkentte bazı sokaklar demir güvenlik kapıları ve silahlı bekçilerle ikiye bölünmüş. Silahlı güvenlik görevlisi görmek iyiye işaret, o sokak korunuyor demek.


Başkentte konferansın son gününde önümdeki bir haftayı planlamaya başlıyorum. Guatemala'ya seyahat etmeden önce internet paketi aldım, görülecek belli başlı yerler listesi yapıp yalnız seyahat edenlerin önerdikleri bölgeleri not ettim, o kadar. Daha detaylı bir plan yapmadım, iyi ki de yapmamışım. Konferansın son günü orada tanıştığım Fransız bir konuşmacı başkente bir saat mesafede, İspanyol kolonisi döneminden kalan mimarisiyle mutlaka görülmesi gereken Antigua şehrine gidiyormuş. Ona katılmaya karar verdim. Konferans biter bitmez Uber çağırıp yola koyulduk. (Guatemala'da Uber insanın eli ayağı oluyor. Hem ucuz hem güvenilir. Otobüs seçeneği de var ama yavaşlığı sebebiyle turistlere pek önerilmiyor.)


Antigua'da hala İngilizce konuşabildiğim bir arkadaşla olmanın rahatlığı içindeydim. Etrafımdaki turist arkadaş gruplarını görmek, İspanyolca bilmiyor oluşum ve neredeyse plansız hareket ediyor olmam ilk kez içime bir kurt düşürdü. Gaetan'la tatlı bir kafede öğle yemeği yedik, denk geldiğimiz Bianeli gezdik, bir barda Guatemala birası içtik. Kahveden ve demleme şekillerinden takıntı derecesinde anlayan bir insan. Onunla kahvecileri gezmek ayrı bir zevk oldu.


Onu havalanına doğru tekrar Uber'e bindirdikten sonra tuttuğum Airbnb'ye geçtim. Sahibi doksanlarında bir kadın. Benim çat pat İspanyolca denemelerim, onun da bazı İngilizce kelimelere kafa sallamasıyla anlaştık.


Seyahatin ilk sorunu Avrupa'da rahatça para çekebildiğim kartın, Antigua'daki sayılı ATM'lerde çalışmaması ile başladı. Bankayla iletişime geçmeme rağmen sorunu çözemedim. Bazı lüks restoranlar ve Avrupai kafeler haricinde -Gaetan'la gittiğimiz kafe ve restoran- çoğu yer kart kabul etmiyor. Western Union önünde uzun bir sıra gördüm ve orada bekleyen bir turistten çoğu Avrupa banka kartının burada çalışmadığını öğrendim. Bu bölgeden yapılan işlemler sakıncalı olabilecek işlemler listesine giriyormuş.


Ertesi gün amacım Antigua'dan shuttle'a binip Atitlan Gölü tarafına gitmek, o civarda iki gün geçirmekti. Gideceğim herhangi bir yer şu an olduğum şehirden daha küçük olduğu için bir ATM bulsam şanslıyım diye düşündüm. Eşimle Western Union'dan bana para göndermesi için irtibata geçtim ama tam o saatlerde dini bir bayram yüzünden şube kapandı. Para transferi için bekleyeceksem iki gün daha Antigua'da kalmam gerekecekti, o kadar zaman da kaybetmek istemiyordum.


Sonunda risk almaya ve ertesi gün Atitlan Gölü etrafındaki görece büyük şehirlerden birine gitmeye karar verdim. Orada bir ATM bulurum ya da para transferi ile bir şekilde sorunumu çözerim diye düşündüm.



Dini bayram için çiçeklerle süslenmiş sokakları gezmeye çıktım. Hava da şahaneydi. Yolculuk saati gelince elimde kabin boy bavulum servis aracına doğru yürürken bir market girişinde bir ATM gördüm. Orada da başarısız bir para çekme girişimim oldu. Sonra tam çıkacakken ne olur ne olmaz diye yanıma aldığım Türk kredi kartım gözüme çarptı. Küçük bir miktar için öylesine bir denedim. Parayı şak diye vermesin mi! Bende bir heyecan, bir mutluluk. Hemen kredi kartından para çekme, komisyon hesapları vs yaptıktan sonra beni birkaç gün boyunca idare edecek kadar para çektim. Aşırı rahatlamış ve mutlu şekilde yola çıktım. Ne kadar kafama takmamaya çalışsam da kimseyi tanımadığım bir yerde parasız kalma fikri beni içten içe huzursuz ediyormuş.


Tuk tuk'çu olarak çalışan ev sahibimin bahçesindeyim. Bana bıraktığı filtre kahve sayesinde sabahlarım şahane başlıyor.
Tuk tuk'çu olarak çalışan ev sahibimin bahçesindeyim. Bana bıraktığı filtre kahve sayesinde sabahlarım şahane başlıyor.

Daracık bir servis aracında, trafik yüzünden yaklaşık altı saat süren seyahatimden sonra Panajachel'e ulaştım. Yerlileri kısaca Pana diyor. Serviste yirmilerinin başında, üniversiteyi yeni bitirmiş ya da hala öğrenci iki genç kadın hemen arkadaş oldu. Bütün yol seyahat anılarından ve planlarından bahsettiler. İşte böyle böyle insanlar yalnız çıktıkları seyahatlerde yalnız kalmamayı başarıyorlar. Yirmilerimde ben de bunu yapardım. Hemen bir kafede ya da barda tanıştığım diğer gezginlerle arkadaş olur, yeni şehirleri gezerken peşlerine takılırdım. O uzun yolda, Pana'da akşamı geçirecek, birlikte bir restorana gidebilecek arkadaşlar olsa fena olmaz diye düşünürken içimden bir ses beni durdurdu. Yola yalnız devam etmek istedim, keşiflerimi kendim yapmak, tanıştığım yeni insana saatlerce kendimi anlatacağım zamanı gözlemlemeye ayırmak. Sırf konforundan faydalanabilmek için birileriyle hareket etmeme gerek yok. İnsan bambaşka bir kültürün içine girmişse ve orada İngilizce de yaygın değilse bir kısa yol, sırtını dayayacak birilerini arıyor.



Ben ne zamandır merak ettiğim yeni restoranlara, müzelere, sergilere bile başkasıyla gidince dertleniyorum. Yediğime ve gördüğüme odaklanmak isterken ana odağım bana eşlik eden insan oluyor. Kaç kez, birlikte yürüdüğüm insanın anlattıklarına odaklandığım için içinden geçtiğim sokakları hiç görmediğimi fark ettiğim oldu. İki genç kadın tam yanımda sohbet ederken beni sohbete dahil etmesinler diye kulaklıklarımı taktım ama onları dinlemeye devam ettim. Nereye gittiklerini, planlarını, kim olduklarını merak ediyordum. Biri Alman, biri Fransızdı. Alman olan geçen geceyi bir yanardağ yamacında geçirmiş. Katıldığı turu öve öve bitiremiyor. Fransız kadın da dönüş yolunda aynısını planladığını söyleyince diğeri tecrübesini bütün detaylarıyla anlatmaya başladı.


Resimdeki araç şehir içi ulaşımda kullanılan tuk tuk. Yoldan çevriliyor ve taksi gibi çalışıyor.
Resimdeki araç şehir içi ulaşımda kullanılan tuk tuk. Yoldan çevriliyor ve taksi gibi çalışıyor.

Pana'da tuttuğum Airbnb bir tuk tuk'çunun evinin yanına kiralamak için inşa ettiği bölmeydi. Beni arabasıyla almaya geldi. Merkeze yaklaşık 20 dakika, yerel halkın yaşadığı ve turistlerin pek dolaşmadığı bölgeye çıktık. Bana, eve geç dönersem mutlaka bir tuk tuka binmemi ve karanlıkta tek başıma yürümememi tembih etti. Hayatta bu tarz tembihleri hep ciddiye almışımdır. Asla, aman ne olacak abartıyorlar diye düşünmem- ki bazen yerel halkın turistler söz konusu olduğunda aşırı korumacı olduğuna denk gelmişimdir. Benim de İstanbul'da beni ziyarete gelen kadın arkadaşlarıma gece eve nasıl dönmeleri gerektiğine dair aşırı detaylı tarifler verdiğim olmuştu.

Yukarıdaki gölü ve gün batımını göreceğim diye hiç beklemediğim bir adrenalin patlaması yaşadım. Büyük bir mutlulukla ve gözlerim dolarak Atitlan üzerinden batan günü, göl kenarında el ele tutuşan, sarılan, birlikte olmaktan mutlu insanları izledim. Hayatın böyle anlarında, yaşadığım için çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Hayat şu anı görebildiğim, bütün çekincelerime rağmen buraya tek başıma gelebildiğim için güzel diye düşünüyorum.


Güneş batmak üzereyken karnım da bayağı acıkmıştı. Eve tuk tukla dönerim diye göl kenarı, yorumları güzel bir balık restoranına yürüdüm. Daha yolun ortasında hafif bir pişmanlık duymaya başladım. Yolda hiç aydınlatma yoktu ve hava hızla kararıyordu. Restorana vardığımda kapalı zannettim. Hiç müşteri yok. Etrafta başka bir alternatif bulamadığım ve eve dönmeden bir şey yemek zorunda olduğum için restorana girdim.


Mutfaktaki kadın aynı zamanda garson olarak çalışıyordu. Güler yüzle, terasta şahane bir masaya oturttu beni. İşte yine hayatın garip anlarından biri diye düşündüm. Bir yandan hep görmek istediğim gölde şahane bir gün batımına karşı huzur içinde balık yiyip bira içme şansına sahibim, hava ne serin ne sıcak, gökyüzü turuncu, kayıklar ve motorlar gölün üzerinde bir silüete dönüşmüş, hayat nadir kartpostallarından birini yaratıyor gözümün önünde. Bir on beş, maksimum yirmi dakikalığına tadını çıkar bu güzelliğin diyor, sonra bitecek. Bu gün geri gelmeyecek. Böyle bir terasta bu göle bakıp gün batımını izlemeyeceksin bir daha.


Eve dönme kaygımı, huzursuzluğumu bir kenara bırakıp manzaranın tadını çıkarıyorum. Otuz altı yaşımda dünyanın bir ucundayım. Dilini anlamadığım bir ülkede sadece benim için gösterimi planlanmış eşsiz bir manzarayı izliyor gibi hissediyorum. Özgürüm o an. Özgürlük anlık bir şey. Hayran olduğum bir kadın yazarın bir sözü var ''Bütün hayatım boyunca özgür olmak istedim ama ayak parmağımı bile özgürleştiremedim.'' Bu söze aşırı katılırım. Ve biliyorum ki o an ayak parmağım kesinlikle özgür. Hayatın beni buraya yollamış bütün anlarına, kararlarına ve kendime müteşekkirim.


Sonra gün batıyor. Hep olan oluyor. Gerçeklere dönüş. Plan ve karar zamanı. Restoran haricinde hiçbir yerde ışık yok. Tuk tuk bulmam lazım diye düşünüyorum. Nereden bulacağım. Etraftan geçen hiçbir araç yok. Mutlaka biraz yürümem gerekiyor. Mutfaktaki kadına sormayı düşünüyorum. Belki yardım eder. Yaşadığım yeri anlatırım, hatta belki bana tuk tuk bile çağırır. Çeviri programına derdimi anlatıyorum, İspanyolcaya uzun uzun çeviriyor. Hesabı öderken çevirdiğim şekliyle derdimi anlatmaya çalışıyorum. Ya anlamıyor ya da önerecek bir şeyi yok. Ama beni kararmış havada yalnız bir kadın olarak gördüğü halde şok olmadığını, bu durumu garipsemediğini bilmek biraz içimi rahatlatıyor. Sakıncalı bir durum olsa uyarmaz mıydı.


Bir cesaret terasın merdivenlerinden iniyor, geldiğim yoldan geri dönüşe hazırlıyorum kendimi. Hızlı yürürsem yol en fazla yirmi dakika. Daha ikinci dakikadan pişman oluyorum. Göl kenarındaki yol zifiri karanlık. Bastığım yeri bile görmüyorum. Yoldan biri çevirse sesimi kimseye duyuramam. O an bir güç ve cesaret geliyor. Telefonumun el fenerini açıp koşmaya başlıyorum. Etraftan karanlıkta oturan bazı grupların sesleri duyuluyor. Kimsenin yüzünü görmüyorum. Sadece ses. Ne olursa olsun durmayacağım. Bir on dakika çok hızlı koşuyorum, nihayet karanlık bitiyor. Evden aşağı indiğim uzun sokak başlıyor. O boş sokağın girişinde üç dört yaşlarında çocuğunun elinden tutmuş yürüyen bir kadın görünce duruyorum. Burası güvenli olmalı. Hemen peşlerinden yavaş yavaş yürüyorum. Sokak aydınlık, coşkulu. Esnaf, mahalleli sokakta. Ben geçerken herkes bana bakıyor. Farklıyım. Etrafta başka turist yok. Bazıları arkadaşça laf atıyor, beni dükkanlarına davet ediyor. Gülümsemekle yetiniyorum. Duygudan duyguya atladığım birkaç saat geçirdim. Biraz dinlenmem lazım.


Pek çok sokakta duvar süslemeleri var. Bu murali görünce kaldığım evin sokağına geldiğimi anlıyordum.
Pek çok sokakta duvar süslemeleri var. Bu murali görünce kaldığım evin sokağına geldiğimi anlıyordum.

Kendimi eve atıp dinleniyorum. Pana'da ilginç bir ilk gün tecrübesiydi. Sabah erken kalkıp kahvaltı yapacak, gölün diğer ucundaki kasabalardan birine gideceğim. Gölün etrafında onlarca kasaba var ve hepsi birbirinden değişik. Biri sırt çantalıların ve hippilerin uğrak noktası, diğeri yoga ve meditasyoncuların tercihi. Ben ne çok sakin ne de tıklım tıkış bir yerle ilgilendiğimden San Juan La Laguna'ya gidiyorum. Günü birlik San Juan turundan sonra Maya antik kentinin olduğu Flores Adası'na geçeceğim. Oraya gitmek için de ülkenin başkenti Guametama City'e gidip uçağa binmek gerekiyor.


Maya Antik Kenti'nde yaşadığım maceraları ve duygusal iniş çıkışları da bir sonraki yazıya sakladım.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
usm-turkey-seal_edited.jpg
RED-Istanbul-Up%20and%20Running-DG%20(2)_edited.png

  "Bu websitesi, Impact Hub Istanbul ve ABD'nin Türkiye Misyonu tarafından desteklenen Project Zoom kapsamında hazırlanmıştır. ABD Hükümeti'nin Resmi görüşünü yansıtmamaktadır. Burada paylaşılan bilgi ve görüşlerin sorumluluğu tamamen sahibine aittir"

Copyright © 2020 protect-cactus- All Rights Reserved.

  • Facebook
  • Instagram
  • YouTube
bottom of page